10 milyon dolar değer biçilen Boğaz’a nazır bina, 100 bin TL’ye satıldı. Trablus’ta böylesine değerli mülkleri olduğundan habersiz yaşayan 6 fakir Libyalı, satışı haber alınca Türkiye’ye gelerek dava açtı.
Gayrimenkul vurgunculuğundan yakayı ele verenlerin hikâyelerini zaman zaman gazete ve televizyonlardan duyarsınız. Uzun seneler hareketsiz kalan tapuları takip eden bu rant avcılarının hedefi, değerli arsa ve binalardır. Eğer iddialar doğruysa, bu duruma örnek olabilecek uluslararası çapta bir gayrimenkul yolsuzluğu örneği İstanbul Ortaköy’de yaşanıyor. Burada 10 milyon dolar değer biçilen bina, Libyalı sahiplerinden habersiz tam 100 bin liraya el değiştirdi. Ortaköy’de bir kumpir tezgâhı için dahi 250 bin dolar hava parası istendiği göz önüne alındığında, satış bedelinin düşüklüğü daha iyi anlaşılıyor.
Altında çay bahçesi, lokanta, büfe ve hediyelik eşya mağazası bulunan bu binayı ‘kelepir’ meblağa alan kişiler, gazete manşetlerinden tanınan isimler: Daha önce CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ile birlikte adı 25 milyon liralık borsa manipülasyonuna karışan Mehmet ve Ahmet Akdere kardeşler. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), bu kişilere işlem yasağı cezası vermiş ve bu ceza bir süre sonra affedilmişti. Soysal’ın bu olayda da Akdere kardeşlere destek verdiği iddia ediliyor.
Ortaköy’deki ‘kelepir’in hikâyesi şöyle: Meydanda denize ve arka sokağa cephesi olan bina, çift pasaport taşıyan Libyalı sahibinin vefatıyla bu ülkede yaşayan 9 mirasçısına kaldı. Tapuda yıllarca hareket olmayınca binanın yönetimi Millî Emlak Genel Müdürlüğü’nce tayin edilen kayyuma geçti. Kayyum, binanın zemin katındaki 4 işletme sahibinden kira talep etti. Aslında bina, Libyalı hak sahipleri adına 1964’te mahkeme kararıyla tapuya ‘hükmen tescil’ edildi. Bu işlemin, Libya ile mütekabiliyet anlaşması olmaması sebebiyle Hazine ve Maliye’ye bildirilmesi gerekiyordu.
Ancak Beşiktaş Tapu Müdürlüğü, ‘hükmen tescilin’ bildirimini yapmadı. Bildirim yapılsaydı, bina satılacak ve bedeli sahiplerine ödenecekti.
Yıllar geçti, 2007’de Ortaköy’de işletmeci olan Mehmet ve Ahmet Akdere kardeşler, Libya’da yaşayan mirasçılardan 1932 doğumlu Ali Abdullah Samide’ye ulaştı. Alınan bilgilere göre, yaşlı Libyalı Ortaköy’e getirildi, kendisine milyonlarca dolarlık gayrimenkul yerine 20 metrekarelik bir dükkân gösterildi. Yaşlı adama, “İşte burası senin yerin. Bize satmazsan devlete kalacak.” denildi. Zaten oğlunu evlendirecek olan Samide, üç mirasçıdan usulüne uygun vekâletname alınmasına aracılık etti. Bu arada, Libya’ya gidiş-gelişler ile tüm tercüme işlerini, İstanbul Fatih’teki ELSE Tercüme Bürosu yürüttü.
Ancak geride satışa razı edilmesi gereken 5 mirasçı daha bulunuyordu. İşte bu noktada, Kuzey Afrika’dan Türkiye’ye uzanacak iddiaların ilk adımı atıldı. İddiaya göre, mirasçıların tamamına ödeme yapılmaması için imzalarının taklit edilmesi yoluna gidildi. Bu 5 mirasçının imzalarının, Libya’daki Kuzey Trablus Mahkemesi Noteri Said Muhammed Emin tarafından hazırlanan 9 Nisan 2007 tarih ve 27/75 sayılı vekâletnamede taklit edildiği ifade ediliyor. Taklit imzalar sebebiyle geçersiz olması gereken bu vekâletnamenin altında bulunması icap eden Libya ve Türkiye’nin diplomatik temsilciliklerinin onayı da yer almıyordu. Bu belge ile Türkiye’ye gelen Samide, önce İstanbul 5. Noteri Ali Erson Kösecioğlu’na götürüldü. Samide, burada iki avukata vekâlet verdi.
Ortaköy’deki mülk için İzmir Barosu’na kayıtlı bir avukat da, bu ilde veraset ilamı çıkardı. Fakat bu ilamda bir hak sahibi yer almıyordu.
Bu işlemlerden sonra 5. Noter’de hazırlanan satış vaadi sözleşmesiyle mülk Ahmet Akdere’nin şirketine devredildi. Özellikle bu noterin seçilmesi oldukça şaibeliydi. Çünkü bu noterin ismi daha önce yine Libya merkezli bir yolsuzluk iddiasına karışmıştı. 1995’te Libya’dan Çeçenistan’a yardım için eski Başbakan Necmettin Erbakan’a gönderilen 10 milyon doların büyük kısmının yerine ulaşmadığı gündeme gelmişti.
Burada Noter Köseoğlu, iddiaları güçlendiren bir uygulama yaptı. 75 yaş ve üstündeki kişilerden günlük olarak talep edilen sağlık durum belgesi 1932 doğumlu Samide’den istenmedi. Ayrıca noterin satış vaadi sözleşmesine eklemesi gereken pasaport tercümesi de yoktu.
Mağdur işletmecilerin belirttiğine göre daha sonra binanın yeni sahipleri kendilerini geriye dönük ecr-i misil davası açmakla tehdit ettiler, kira kontratı yapmaya zorladılar, fahiş rakamlar talep ettiler. İddiaya göre, satışın sahte olduğunu iddia eden bir işletmecinin ruhsatı, Beşiktaş Belediyesi’nce iptal edildi. Bütün bunlara rağmen kira ödemeyi kabul eden üç işletmeye bu uygulamanın yapılmaması dikkat çekti.
İşte bu noktada CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın Beşiktaş Belediyesi nezdinde ruhsat iptali için devreye girdiği iddia ediliyor. Belediyedeki bazı yetkililer de bu işbirliğini doğruluyor.
Tabiri caizse, gelişmelerden ‘ateş bacayı sarınca’ haberdar olan mağdur işletme sahipleri, Libya’ya bir tercüman göndererek imzası taklit edilen hak sahiplerine ulaştı. Diğer 5 mirasçı noterden bir beyanname vererek “Ne Ali Abdullah Samide’ye vekâlet verdik ne Kuzey Trablus Mahkemesi Noteri Said Muhammed Emin’den verilme vekâlete imza attık ne de mezkûr notere gittik. Aslen bu vekâletnameyi 18 Şubat 2010’da öğrendik. Mezkûr vekaletnamenin kanunsuz olduğunu beyan ederiz.” şeklinde yazılı ifadede bulundular.
Mağdur işletmecilerin girişimi üzerine kendilerinden habersiz mülklerinin satıldığından haberdar olan mirasçılar, İstanbul’da bir avukatla anlaştı, İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde tapu iptal davası açtı. Haklarını alamayan mirasçılar, Libya 3. El Medine El Külliye Dairesi’nde de 12 Haziran 2010’da Noter Said Muhammet Emin ve Ali Abdullah Samedi hakkında da dava açtı. İşini kaybetme tehlikesi yaşayan Libyalı Noterin, Türkiye’ye gelerek görüşmeler yaptığı öğrenildi.
Libya’da ağır işleyen bürokrasi sebebiyle mirasçıların bu beyanı noterden vermeleri aylar sürdü. Nihayet işletmeciler, Libya’dan gelen mirasçılarla birlikte Beşiktaş Tapu Müdürlüğü’nün yolunu tuttu. İşletmecilerden birinin ifadesine göre, karşısında Libyalıları gören müdür yardımcısının ifadesi şu olmuş: “Eyvah ben yandım!” Çünkü bir gün önce Mehmet ve Ahmet Akdere kardeşler, şirketleri üzerine tapu çıkarmış. Alınan bilgilere göre, daha sonra şirket hisselerinde yapılan bir değişiklikle şirketin büyük pay sahibi Mehmet Akdere olmuş.
Mağdurlar, mahkeme açıldığına dair kararı, bina üçüncü bir kişiye devredilecekken mesai saati bitimine 15 dakika kala Beşiktaş Tapu Müdürlüğü’ne yetiştirmiş. Böylece, üçüncü kişiye devredilecek gayrimenkul için ‘iyi niyet karinesi’ işletilerek dönüşü olmayan bir işlem yapılmasının önüne geçilmiş.
Tüm bu gelişmelerden sonra başlangıçta 100 bin TL olan gayrimenkulün satış bedeli 1 milyon TL’ye yükseltilmiş. Tapuda da mağdur mirasçılara 750 bin TL verilmiş gibi gösterilmiş.
Bu arada Libya’da suçlanan Noter Said Muhammet Emin’in, bu ülkede kamu görevlisi olan aile fertleri aracılığıyla, hakkını alamayan mirasçılara baskı yaptırarak “Biz bu beyanı verdik ama iptal ettik.’’ şeklinde ellerinden bir yazı aldığı öğrenildi. Suçlanan noter, mirasçılara “Ben bu yazı ile kendimi kurtarırım, siz de işinizi yürütürsünüz.” demiş.
Mağdur işletmecilere bir darbe de avukatlarından geldi. Sahte noter belgeleri ve tapu işlemleri ile ilgili dava açması gereken avukatları işi bıraktı. Yine mağdur bir başka işletmecinin avukatı karşı safa geçerek Akdere kardeşlerle anlaştı.
Maliye, Adalet, Bayındırlık bakanlıklarına yazılı olarak şikâyette bulunan mağdurlar soruşturma açılmasını bekliyor.
Hakkındaki iddiaları Mehmet Akdere’ye sorduk. Akdere, “Telefonda bir açıklama yapmak istemiyorum.” cevabını verdi. Daha sonra arayan ve kendini Akdere’nin vekili olarak tanıtan Avukat Tuba Çırak, iddiaların müvekkil şirketi yıpratmaya yönelik ve gerçek dışı olduğunu belirtti. CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal da ruhsat iptali ile ilişkisi olmadığını söyledi.
Kaynak: Aksiyon
Bu sitede online film izleyebilirsiniz.- - Hırdavat - fotokopi
Online izle, bolumu, bolumleri, seyret, direk izle, indirmeden, Turkce Dublaj,
alt yazili, film seyret , son bolum izle, yeni bolum izle
